Kocanın evden ayrıldığı ilk 4 ay içinde kadının koynuna adam sokmaya çalışmak [hukuki süresine kadar hesaplamışlar]

via alismetamorphosis.blogspot

2016'ya kadar "normal" görüntü veren manzaranın arka planında ne tür filmlerin döndüğü sonradan çıkıyor ortaya. Bunlardan ilki, 2014 Mart ayında henüz ayrıldığım eski eşim Fatih Kemal Altaylı'nın maddi manevi teşvikiyle Kapadokya gezisine gitmemle başlıyor. Ben bu gezi programının, oğlumun babasının ayrı eve çıkması üzerine yaşadığı adaptasyon sürecinde benim yaşadığım duygusal yıpranmanın bir tür telafisi için organize edildiğini zannederken, olayın "kocayı evden atar atmaz erkeklerin koynuna girdi" demek için hazırlanmış bir tezgah olduğu çok sonradan çıkıyor ortaya. Biz evliyken evimize, soframıza misafir olan Liceli Ulaş'ın tavsiyesi ve yönlendirmesiyle gittiğim Kapadokya'da, beni bir gün evinde ağırlayan, iki gün boyunca Kapadokya'yı gezdiren kişinin (Mustafa) uygunsuz herhangi bir davranışı olmadı. Aksine bana karşı oldukça saygılı bir misafirperverlik sergiledi. Ancak  Mustafa'nın Ulaş tarafından yanlış yönlendirilmeye çalışılan biri olduğu da anlaşılıyordu. Kurulan profesyonel tezgahlarda benim birileriyle bir şeyler yaşamama gerek kalmadığını; zira yıllarca arkamdan her tür manipulatif bilgi ve belgenin üretilerek troll ağlarına servis edildiğini sonradan öğrendim. Bana kalırsa bu düzeneklerin mağduru olan ve o tarihlerde Nevşehir'de gümrükte çalışan Mustafa'nın, o günlerde yakın zamanda ayrıldığını söylediği, Ankara'da yaşayan, SHÇEK yurtlarında yetişmiş kız arkadaşının da soruşturma konusu yapılması gerekir. Kız oldukça güzel, alımlı bir kızmış. Güven sarsıcı bir-iki durum olunca Mustafa kızdan ayrılma kararı almış. Malum, yurt kızlarını organize suçlarda kullanan ve kötü yollara sürükleyen Uygun ailesini ve Aleyna Çakır davasını tüm ülke duydu. 

[Aşağıda bahsi geçecek olan Çorumlu Teknik Ressam Özcan'ın (ekteki 2.foto) da bu çetelerin hem faili hem de mağduru olduğunu tahmin ediyorum. Zira evli bir adamken Ankara'da her hafta farklı kızlarla görüşmesini sağlayan, daha darbe kalkışması olmadan önce fetö'cü olduğunu söylediği bir kadınla birlikte olmasında aracılık yapan birileri olmalı. Özcan'ın o vakitler arabasıyla çarpıp ölümüne sebep olduğu Alevi yaşlı bir adam var. Özcan da bir Alevi. Çorum Alevisi. Ölen adamın ailesi Özcan'ı affediyor ama mesele göründüğünden daha derin. Demek istediğim şu; kendi eylem ve söylemlerinin sorumluluğunu almaktan aciz korkak insanları ya "bal tuzağı" kurarak kaset/kumpaslarla ya da geçmişte işledikleri bir suçun kaydı üzerinden şantaj yaparak istedikleri gibi kumanda ediyorlar. Benim aleyhimdeki yalan ve iftiralarda rolü olan hemen herkesi bu yöntemlerle dize getirdiklerine dair somut örnekler var!]

Sonradan ortaya çıkan kanıtlardan, eski eşimin ayrı eve çıktığı 2014 Ocak ayında kurumsal manada itibarsızlaştırmanın düğmesine basıldığı, bir yedeği eski eşim Fatih Kemal Altaylı'da olan ev anahtarlarımın birileri tarafından çoğaltıldığı, konut dokunulmazlığımın sistematik biçimde ihlal edildiği, zan altında bırakmaya programlı uygunsuz içeriklerin üretildiği, sosyal ve fiziki çevreden paralel yapılanmanın bakiyesi cemaat/hemşerilik/siyasi çıkar gruplarına çalışan kişi ve adreslerin aleyhimdeki algı manipulasyonlarında, nitelikli iftira ve nitelikli dolandırıcılık düzeneklerinde, yalancı şahitliklerde kullanıldığı zaman içerisinde gün ışığına çıktı. Ne var ki bu organize çetelerin kurumlardaki uzantıları devreye girdi ve meselelerin üzeri kapatılmak istendi.

Kastingli, prodüksiyonlu, kurgulu çok filmler dönmüş. Hepsi gün ışığına çıkacak.

Kapadokya tezgahından başka, adımı karalamak için devreye konulmuş ve arka planında TMSF Yozgat kontenjanından avukat Nagihan Gür'le bağlantıları açığa çıkmış olan Çorumlu Teknik Ressam Ozcan Mad vakası önemli bir ayrıntı. 15 Temmuz darbe kalkışmasının ardından ihraç edilen bir subayın bu ilişki ağındaki rolü göze çarpıyor. Eski Bank Asya personeli Neslihan Karakaş'ın, eski eşimin şimdiki eşi avukat Nagihan Gür Altaylı ile bağlantısı ve aleyhimdeki kara propagandalarda troll ağlarındaki etkinliği de kayıt altına alınmış deliller arasında yer alıyor. 

2012 yılından itibaren haber, analiz ve yorum paylaşımları yaptığım Blogger'in öncülü Google Plus sayfama takipçi olarak gelen Ozcan Mad'in beni hiç olmadığı biri gibi göstermeye programlı profesyonel algı yönetimine alet olduğu anlaşılıyor. Şöyle ki;

* Çorumlu teknik ressam Özcan Mad'in 11-12 Nisan 2015 tarihinde Kadıköy Victor Levi'de buluştuğunu söylediği "çocukluk arkadaşım" dediği SUBAY kimdir? Bu subay 15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasından sonra TSK'den ihraç edilenler arasında mıdır? Bu subayın TMSF Yozgat kontenjanından avukat Nagihan Gür Altaylı ile bağlantısı ortaya çıkarılmalıdır.  

* Özcan Mad'in İstanbul'a geldiği o hafta sonunda buluştuğu AHP'li (Sosyal medyada kurulan Alkolik Hareket Partisi adı altındaki yarı ideolojik yarı geyik grup) Kadıköy grubunda benim aleyhimde yürütülen algı yönetiminde kimlerle bu kara propagandaya alet olmuştur?

* Özcan Mad'in İstanbul'a gelişinden bir önceki gün, üç dört aydır görüştüğüm Savaş Bayram'ın önü arkası olmayan bir telefon konuşmasıyla ayrılma kararını iletmesi tesadüf müdür? 

* Normal arkadaş olarak gördüğüm ve özel hayatına dair tüm ayrıntılarını bildiğim Ozcan Mad'in ilk karşılaşmamızda kendisinden beklemediğim uygunsuz tavırlar sergilemesi tesadüf müdür? Not: Bu tavırları üzerine kendisini oteline götürülüp bıraktım. 

* Çorumlu teknik ressam Özcan Mad'in benimle kurduğu diyaloglarda bahsettiği, ABD'den geldiğini söylediği "yüksek rütbeli modern görünümlü Gülen Cemaat mensubu kadın" kimdir?

* Şantaj/rüşvet/yolsuzluk/provokasyon türü organize suçlarda sosyal medyada etkinliği olan troll hesaplardan Emre Dede ismini kullanan şahsın, bir ayağı ABD'de olan, güvenlik bürokrasisinde hatırı sayılır ilişki ağlarına sahip teyzesi kimdir?

2011 yılında açtığım google plus sayfa takipçilerinden Ozcan Mad ile diyaloğumu, onun artan meczup tavırlarından dolayı sonlandırdım. Ankara'da her hafta farklı kızlarla, üniversite öğrencileriyle, yetişkin kadınlarla kurduğu kaçamak çok eşli ilişkilerini ayrıntısına kadar anlatması içinde bulunduğu seviyesizliği gözler önüne seriyordu. Evli barklı biri olan Özcan'ın, yurt kızlarını fuhuşa sürükleyen çeteyle bir biçimde bağlantısının olduğunu düşünüyorum.

Not: Bizler insana önce "can" gözüyle bakarız. Kişinin kadınlığı, erkekliği sonradan gelir. Bizim bu edebimizi sığ zihniyetlerine bir türlü sığdıramayan gericilerle ve sözde ilerici ikiyüzlü sekülerlerle imtihanımız sürüyor. Devletteki kurumsal gücü arkalarına alarak dört koldan saldırıyorlar. Bir yandan etnik kimliğimize, diğer yandan inanç aidiyetimize yönelik kurumsal arka planı olan nitelikli iftiralardan hiç vazgeçmiyorlar.