Emniyet ve Yargı birimleri onlyfans'çı, pornhub'çı, çocuk istismarcısı paramiliter çetelerin eline mi geçti?

HEDEFE KOYDUKLARI KİŞİ VE GRUPLARI KURUMLARDAKİ UZANTILARINI DA KULLANARAK SIĞ VE SAPKIN ZİHNİYETLERİNİN TEZAHÜRÜ NİTELİKLİ İFTİRA DÜZENEKLERİYLE İTİBARSIZLAŞTIRMAYI KENDİLERİNE İŞ EDİNEN PARALEL YAPILANMALARLA İMTİHAN EDİLDİK, EDİLİYORUZ!

HUYLU HUYUNDAN VAZGEÇER Mİ: HİÇ BİTMEYEN YALAN, İFTİRA VE KAFALARINDAKİ SAPKIN SENARYOLARLA HAYATIMIZI GASP EDİYORLAR. ESKİ YALANLARI MODİFİYE EDİP YENİDEN TEDAVÜLE SOKUYORLAR!

Tam anlamıyla bir HUKUKSUZLUK devrini yaşadık diyebilirim. Cemaat/hemşerilik/siyasi çıkar ağlarına çalışan kişi ve adresleri korumak uğruna en temel değerlerimizi ayaklar altına alan kurumsal destekli çetelere karşı savunmasız bırakılıyoruz. Bir anneyi ve evladını Emniyet ve Yargıdaki ve hatta Eğitim kurumlarındaki uzantılarıyla organize çetelerin saldırılarına açık hale getirdiler.  Hem suçlu hem güçlü olmak kimyalarını bozmuyor. İnsanlıktan çıkmakta ısrar ediyorlar. TMSF Yozgat kontenjanından avukat Nagihan Gür Altaylı'nın 2017'deki yargı yollu teyakkuzunun ardından saldırılar başka yargı mensupları eliyle sürüyor. Yargı birimleri haklı ve mağduru kriminalize etmenin, maddi manevi yılgınlığa uğratmanın aracı yapılıyor. Kurumlardaki çıkar grupları organize çetelerin paralelinde hareket ederek adli süreçlerin doğru işlemesine engel oluyor.

SİBER KUMANDA MASLARINDA DİZAYN EDİLEN NİTELİKLİ İFTİRA SALDIRILARININ GEÇMİŞİ
2012'de satın aldığım ilk akıllı telefonumun modifiye edildiğini çok sonradan tamire götürdüğümde öğrendim. Telefonuma dışarıdan müdahalelerin olduğuna, telefondaki fotoğraf galerisinin dublike edildiğine tanık oluyordum***. 2018'den sonra güvenlik önlemi olarak Blogger hesaplarıma sadece evimdeki masaüstü bilgisayardan giriş yapmaya başladım. Ancak nitelikli iftira çetelerinin kadrajına bir kez girdiğinizde kurtulmanın neredeyse imkansız olduğunu yıllar içerisinde tecrübe ettim. Telefon ve internet hilelerine paralel olarak, 2019'da ortaya çıkan kanıtlardan, uygunsuz içerik üreten çocuk istismarcısı adi çetelerin konut dokunulmazlığımı ihlal ettiklerini; evimde çektikleri, beni zan altında bırakmaya programlı uygunsuz içerikleri sosyal medyaya servis ettiklerini öğrenmenin şokunu yaşadım! Saldırılarını paravan kontratlı dairelerde eşgal benzerlikleri ve deepfake'lerle nitelikli iftira düzenekleri kuran profesyonel çetelerle sürdürdüler. Emniyetteki uzantılarını kullandıklarını, 2018 Şubat'ında mahalle karakolundan talep ettiğim şaibeli daireyle ilgili soruşturma başvurumun işleme konulmamasından anladım. Aynı ekibin yargıdaki uzantılarını da kullanarak davalarımın soruşturmalarını mahalledeki cemaat/hemşerilik beslemesi kişi ve adreslere yönlendirdiğini öğrendim. Bylock'u misliyle aşan networklerle mahkemeleri arkadan dolanarak yargı kararlarına yön verdiklerini 2017'de başlatılan dava ve soruşturmaların seyrinden anlamak işten değildi.

SİBER KUMANDA MASALARIYLA YERELLERDEKİ ÇETELERİN SİNERJİSİ


Artırılmış gerçeklik ve deepfake teknolojisini yasa ve ahlak dışı bir piyasada gelir kapısına çeviren organize çeteler, bizleri sürekli olarak kendi seviyesizliklerinin tezahürü işlerle zan altında bırakıyorlar. Tuzağa düşürdükleri çocukları cezasızllık zırhı olarak kullanıyorlar. Casus yazılımlarla tek bir çağrı bırakarak ele geçirdikleri telefonları istedikleri gibi yönlendiriyorlar ve tüm bu işleri otomasyona bağlayan ulus-aşırı siber çetelerin kurgu masalarıyla koordine yapıyorlar.

Devletin varlığı tam da bu tür hak ihlallerini önlemek ve sorumluları yakalayıp yargılamak için vardır. Ancak tam tersini yaptılar. İlgili kurumlar haklı ve mağduru kriminalize etmek için teyakkuza geçirildi. Öyle ki evladımı paramiliter çetelerin saldırılarından korumak için önce Emniyet ve Yargıdaki organize çetelerin önüme koyduğu engelleri aşmam gerekti. Anneyi ve çocuğu öncelemesi gereken yargı birimleri çocuk istismarcısı adi çetelerin telkin ve yönlendirmesiyle hareket etti!

YILLARA UZANAN NİTELİKLİ İFTİRA DÜZENEĞİNİ BAŞLATANLAR ÜÇÜNCÜ ŞAHISLAR VE KURUMLARDAKİ PARALEL YAPILANMALAR

Eski eşim Fatih Kemal Altaylı'nın aynı kurumda çalışan 3.eşi TMSF avukatı Nagihan Gür Altaylı, Şubat 2017'de oğlum lehine altı ay uzaklaştırma aldı. Bu karardan sonra benimle yaptığı ilk ve son telefon görüşmesinde, beni adliye koridorlarında süründürmeye ant içti. Dediği de oldu. Ben evladımı korumak isterken, avukat Nagihan Gür Altaylı uzaklaştırma kararıyla çizilen imajını düzeltmenin tek çaresini benim mahvımda buldu. Yargıdaki çıkar ağları bu sorunlu insanlara çalıştı. [Bknz - "Taraflı, Bağımlı ve Sorumsuz Yargı süreçleri"] Çocuğum on iki yaşından itibaren yedi yıl boyunca benden izole edildi. Açtıkları dava ve soruşturmalarla maddi manevi yılgınlığa sürüklenmem amaçlandı. Eş zamanlı olarak paramiliter siber çetelerin itibarsızlaştırma saldırılarının düğmesine basıldı. Başta konut dokunulmazlığı ihlalleriyle cana ve mala kast olmak üzere ağır hak ihlallerine imza atıldı. Hikayesi önceden yazılmış şaibeli bir ölümle ortadan kaldırılmadıysam bunu başaramadıkları içindir. Zira evimde uzandığım yerde saniyeler içerisinde başlayan, kolarımdan ve ayaklarımdan vücuduma hücum eden ve aniden başlayan karıncalanmayla beni adeta felç eden, kaynağı hâlâ muamma kimyasal zehirlenme yaşadım. Uykuya dalmamış olmam ve pencereyi açacak gücü bulmam sanırım olayın etkisini azaltan önemli bir faktör oldu. Haziran 2020 tarihinde gerçekleşen bu olayın 112 Acil kaydı duruyor.

(***) Telefonumun ve whatsapp'ımın uzun yıllardır izlendiğinin gayet farkındaydım. Kırk yıllık arkadaşlarımla whatsapp paylaşımlarımız yıllardır izini sürdüğüm troll gruplarına yansıyordu. Telefonuma ve internet hattıma dışarıdan müdahale olduğunun farkında olmakla kalmayıp bunun kanıtlarına ulaşmam gerekiyordu. Ancak meseleyi kazıdıkça ortaya devasa bir suç yapılanması çıktı. Telefonuma ilgilerini çekebilecek 3-4 konuşma videosu koydum. Alakasız çevrelerden gelen benzer geri bildirimlerden, videolarda yapılan deepfake tekniklerinin tehlikeli boyutlara ulaştığı anlaşılıyordu. Muhalif ve eleştirel paylaşımlarımdna dolayı çapraz espiyonaj faaliyeti yürüten trollerin hedefindeydim. Özellikle 2018 yılına kadar telefonuma kayıtlı Blogger hesaplarıma yoğun bir saldırının olduğu ortaya çıkıyordu. Bugün hâlâ whatsapp'ın, telefonda yüklü olan sosyal medya ya da e-mail hesabımın güvenliğinden şüpheliyim. Zira karşımızda ulus-aşırı çalışan siber çeteler var. Bunlar müşterilerinin talepleri doğrultusunda hedefe koydukları kişi ve grupları zan altında bırakarak itibarsızlaştırmakla kalmıyorlar, can ve mal güvenliğini tehlikeye atan kurgu ve hikayeler de üretiyorlar. Ses ve yüz algoritmalarının devreye girdiği tezgahlarda, trolledikleri kişiler üzerinden zarar görmenizi amaçlıyorlar ve bunu KURUMSAL uzantılarıyla birlikte büyük oranda başarıyorlar. Hikayesi önceden yazılmış şaibeli bir ölümle ortadan kaldırılmanızın hesabını yapıyorlar. Reşit olmamış gençleri bütün bu kirli oyun ve tezgahlarda cezasızlık zırhı olarak kullanmaktan da geri durmuyorlar.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Akran ve siber zorbalıklarıyla çocukları kullanarak evlerin içine sızıyorlar

Binlerce kişiye gelir kapısı olarak sunulan taşeron troll piyasası

Film yapımcısı gibi çalışan kurgu ekipleri ve troll ağları