Destanın kahramanı Köroğlu hem sübyancıdır hem de eşcinsel

Gerçekte olan ile verilen görüntü arasındaki makas açıldıkça ikiyüzlülük toplumun gen kodlarına işlenir. Bunun iki açmazı vardır: İlki, herkesin bildiği gerçeklerin saklanması neticesinde geleneğin değişmeye mahkum hatalı öğeleri varlığını sürdürdürür. Çocuk istismarları bu alana girer. İkincisi, yine herkesin bildiği gerçeklerin saklanmasının toplumda nefret söylemlerine ve nefret suçlarına kapı aralamasıdır. Farklı cinsel eğilimlerin şeytanlaştırılması bu kısma girer. Oysa herkes bilir ki toplumda eşcinsellik hep vardı. Yetişkin insanların kendi rızalarıyla birlikte olmaları, özellikle erkekler arasında yaygın bir eğilimken, bunun inkâr edilmesi eşcinselliğin şeytanlaştırılmasına yol açıyor. Gizli kapaklı homoseksüllerin, söylemde homofobik olması bundandır. Bahsettiğim ikiyüzlülük tam da bu türden bir ikiyüzlülüktür. Toplumu derinden çürütür. Yalanı ve ikiyüzlülüğü norma dönüştürür. 

"Ayvaz tüm varyantlarda Köroğlu'nun sevgilisidir. Behçet Mahir varyantında babası Üsküdar'da yaşayan Kasapbaşı antik adlı bir Ermenidir. Köroğlu kendine bir kadın ararken bu çocuğun ününü duyar ve onu bulup babasından kaçırır. Ayvaz 14 yaşındadır, Köroğlu onu kaçırdığında. Bir gün Köroğlu, niyeti bozar ve "aç ulan uçkurunu" diyerek buna saldırır. tıpkı Yusuf öyküsünde olduğu gibi bedensel çekiciliğin erkekler üzerinden sunulmasının Köroğlu anlatmalarına ayvaz üzerinden yansıdığı söylenebilir. Köroğlu'nun hem sübyancı hem de gay olması ise bu metinler üzerinden hamasi söylemler üretenlerin değinmeden geçtiği bakir bir meseledir. Bizans'tan devralınan kurumsal eşcinsellik, Osmanlı'da yalnızca havasta değil aynı zamanda avamda da revaçta olan bir tercihti. Köroğlu, uluslaşmanın getirdiği eril söylemlerin etkisinde kalan aydınlar tarafından sinema ve tiyatro gibi yeni anlatı kanallarında yeniden işlenirken bu sübyancılık ve gaylik bir şekilde törpülenmiştir. Ama, Behçet Mahir gibi kültürleşme süreçlerinden yoksun kalan gelenek taşıyıcıları bu fikirleri korumuştur. anlattığım metin 1960'lı yıllarda, (Anadolu'nun homofobik odak noktalarından biri olan) Erzurum'da kayıt altına alınmıştır." [Alıntıdır]







Bu blogdaki popüler yayınlar

Akran ve siber zorbalıklarıyla çocukları kullanarak evlerin içine sızıyorlar

Binlerce kişiye gelir kapısı olarak sunulan taşeron troll piyasası

Film yapımcısı gibi çalışan kurgu ekipleri ve troll ağları