Prof. Dr. İzzettin Önder: Ekonomik açıdan en büyük sıkıntıyı işçiler ve emekliler çekecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün gerçekleştirilen toplantının ardından yaptığı açıklamada koronavirüs salgınının ekonomik etkilerinin önlenmesi için uygulanacak tedbirleri açıkladı. Söz konusu ekonomik tedbirleri Prof. Dr. İzzettin Önder ile konuştuk.
İşçiler ve emekçiler açısından yeterli önlemlerin yer almadığı ekonomik tedbirleri değerlendiren Prof. Dr. İzzettin Önder, “Daha toplantının başında şöyle bir olumsuzluk yaşandı. Cumhurbaşkanının konuşmasını önceleyen bir toplantı yapıldı. Burada TOBB’un, TÜSİAD’ın temsilcileri yer aldı ve onların fikirleri alındı. Orada ne Türk Tabipleri Birliği’nin temsilcileri ne de DİSK, Türk-İş, Hak-İş gibi sendikaların temsilcileri yer aldı. İş insanlarının katılımıyla bir toplantı gerçekleştirildi. Türk Tabipleri Birliği Başkanı Sinan Adıyaman’ın söylediği çok güzel bir ifade var. Bu küresel bir salgın, küresel boyutlu bir kriz ancak bu krizin mücadelesi ulusal yapılıyor. Erdoğan’ın “Ellerini ovuşturanlar var” söylemi rahatsız ediciydi. Dolayısıyla bu noktalardan vazgeçip, bu krize karşı mücadele etmek lazım. Emekçilere gelecek olursak, açıklanan tedbirlerde emekçilere yer verilmemesi çok doğal çünkü toplantıda emekçiden yana olan sendikalar yoktu” açıklamalarında bulundu.
“Ekonomik tedbirlere 'İşten çıkarma olmayacak' gibi net bir tedbir maddesi eklenmeliydi.”
Önder, açıklanan ekonomik paketin işvereni koruma amacı taşıdığını belirterek açıklamalarına şöyle devam etti:
“Kapitalist sistemde devlet kesenin ağzını açarken bunu sermayeye göre düzenler. Açıklanan ekonomik paketteki mantık şuydu: Biz emekçilere para vermek yerine bu parayı sermayeye aktarırsak ve kârın akışını sağlarsak, zaten sermaye istihdamı artıracağı vakitte artıracak veya istihdamı dengeli tutacaktır. Bu son derece yanlış bir düşünce. Aslında tam tersine işverenler bu durumu bahane ederek işçileri işten çıkarabilecek. Diyelim ki bir işverenin 20 çalışanı vardı, bunun 10’unu çıkarabilir veya bu 10 kişiye geçici izin verebilir, salgının ardından da kalan 10 kişiyle çalışmaya devam edebilir. Bu 10 kişi çok ağır bir yükle çalışacak ancak işverenin kârı üst düzeye çıkacaktır. Oysa ki ekonomik tedbirlere ‘İşten çıkarma olmayacak’ gibi net bir tedbir maddesi eklenmeliydi. Bu açıdan fevkalade zayıf ekonomik tedbirler açıklandı. Bazı şeyler göstermelik yapıldı. Emekçiler için bir madde eklenmemişti, işsizlik sigortası veya işten çıkarmayı yasaklama gibi bir tedbir açıklaması olmadı ve bu beni çok rahatsız etti.”
“Türkiye ekonomisinin sorunu yapısaldır”
Açıklanan ekonomik tedbirlerin Türkiye ekonomisinin geleceği açısından yeterli olup olmayacağını değerlendiren Prof. Dr. İzzettin Önder, “Bu tedbirler yeterli olmayacaktır çünkü Türkiye ekonomisinin sorunu yapısaldır. Bu tedbirler, yaşanan salgının sermaye tarafına etkisi düşünülerek açıklanmış tedbirlerdir. Geçiş dönemi tedbirleri, geçici ve kısıtlı sürelerde geçerli olacak tedbirler açıklandı. Bazı vergi ödemeleri geciktirilerek özel sektörde nakit kalışını sağlamak amaçlanmış. Bu tedbirler işlerin etkilenmesi, buradaki durgunluğun artması gibi durumların önüne geçmek için getirildi. İşçi ve emekçiler ihmal edilmiş olmakla beraber, ekonominin sürdürülebilirliğini sağlamak için adım atıldı. Yoksa Türkiye ekonomisinin temel sorunlarını çözmek için yapısal sorunlara odaklanılması lazım” dedi.
“En büyük sıkıntıyı emekliler, işçiler ve emekçiler çekecek”
Emekçiler ve işçiler açısından alınması gereken tedbirlerden bahseden Önder, açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:
“Bu durumda ekonomik olarak en çok sıkıntı çekecek kişiler işçiler, emekçiler ve emekliler olacak. Kriz işleri vurduğunda işverenler, patronlar bir süre idare edebilirler. Çünkü onların mutlaka bir stokları vardır. Örneğin işçiler neden grev yapamaz? Çünkü birikimleri yoktur, çalışmadan duramazlar. Ekonomi durduğu zaman en çok zarar görecek olanlar ne esnaf olacaktır ne de patronlar. Aslında bu şu demek: Mikroptan korunmak için evinizde oturun ve evinizde ne pişiyorsa onu tüketin, devletten de fazla bir şey beklemeyin. Rahatsız edici bir şey. Bu sosyal devlet mantığına uymuyor, hatta liberal mantığa da uymuyor.”
“İşler düzelince işverenler nasıl olsa işçileri geri alırlar gibi bir mantık var. Ancak böyle olmayacak. Çünkü kapitalist mantıkta bu yoktur. Mantık şöyledir: İşler açılsın, işten çıkardıklarımı geri almam diye bir şey yok ama mevcutlarla çalışma hızımı artırarak idare ederim. Hatta işçilere belki biraz daha fazla maaş veririm ama kârın büyük kısmı bana akar. Hükümet keşke daha farklı önlem alsaydı ve yaşanacak bu duruma aracı olmasıydı. Bunların başlangıç olduğu vurgulandı. Umarım bundan sonra emekçi örgütlerin sesleri, onların talepleri dinlenir.”
