Küçük insan hikayelerinden devasa şirret şebekesinin haritası çıkıyor

via alismetamorphosis.blogspot

insanlık "Oto Post-truth üretme evresi"ne çok çabuk geçti

Dokuz yıl önce arkadaşlarımla yaptığım bir tatilde çektirdiğimiz fotoğraflar facebook ekranında hâlâ durur. Arkadaşın biri "sen de amma çok geziyorsun" diye mesaj yazmış. Dedim çok gezmiyorum maalesef... Başka bir fotoda yılda bir-iki defa buluştuğum arkadaşlarla kahvaltı+sınırsız çay keyfi yaparken foto koymuşuz, abim facebooktan hemen atlıyor "sürekli çay muhabbetinden bıkmadınız mı?" :)) ... Yine kırk yılın başı bir olaya fena halde canım sıkılmış, tam o anda bilgisayar ekranına Sezen Sezer'den mesaj düşüyor, "Nasılsın?". Salisesinde ekranıma düşen "Nasılsın?" mesajına "üzgünüm"diyerek yanıt veriyorum. Karşı taraf "Liseden bir arkadaşımın Kadıköy'de mekanı var oraya gidelim, yalnız kalma o psikolojiyle evde" deyince "e haydin o zaman" deyip buluşuyorum. Mekan afedersiniz bok gibi bir yer, müzik ha keza. Çoluk çocuğun doluştuğu, acayip acayip göz tacizlerine maruz kaldığımız bir mekan. Neyse artık mekan bahanemiz olmuş olsun dedim, gürültüye daha fazla katlanamayınca iki yılda bir görüştüğüm Sezen'le barın bir alt katına inip muhabbete ve içmeye orada devam ettik. Alkol çıtam da düşük, dilim dolanmaya başladı. Kalktık "Özgür Kadıköy Zokaklarında" çingene kızların darbukalarıyla göbek ata ata Boğa'ya çıktık. Oradan Sezen'in eşi, Kemal'in de tmsf'den iş arkadaşı Hakan bizi arabayla alacaktı. Zaten ona güvenerek içmiştik. Nereden baksan dört yıllık hikaye...Konu dağıldı, konuyu bir yere bağlayacak kadar da uğraşasım gelmedi. Şimdilik dursun burda… Ha, nerede kalmıştım: Hakan&Sezen çifti. Sezen'le en son Bostancı'da buluştuk. Buluşacağımız mekana ondan evvel giriş yapmıştım. Kapıda uzunca boylu bir adamla bir şeyler konuşuyorlardı içeri girmeden önce, görmediğimi zannetti... Arkamdan her kim bilumum kirli hile ve düzenbazlıkta rol aldıysa çıkıyor ortaya. Alkole batmış, ahlaki değerleri sallantıda yaşayanlara "insan" gözüyle baktık diye ilk fırsatını bulduğu anda bunu suistimal eden, bunu suistimal etmenin de ötesine geçerek içine düştüğü organize fuhuş çeteleriyle bir olup arkamdan dünyanın en adi filmlerini çevirenleri millete ibret olsun diye işlediği ahlaksız suçlarla birlikte kamuoyuna açık mecrada ifşa etmek gerekir. Kadıköy'ün "ilerici taifesi" "seküler camiası" penisimvaryalı'lardan afa'lara uzanan oradan fuhuş ve dijital manipülasyon çetelerine bağlanan networkte aleyhimde üretilen ahlaksız işleri yıllardır ortalığa servis edenlerin değirmenine canı gönülden su taşıyan şarlatanlar, internette düşük profilli işlerden günlük alkol parasını çıkarmanın hesabını yapanlar,  insanlıktan çıkanlar... Sahi siz kim köpeksiniz?!

 Midemi bulandırıyorsunuz!

İnsanlık dijital dünyadaki gelişimin hızına ayak uydurabilecek donanıma henüz sahip değil. Hele ki bizimkisi gibi asgari muhakeme yeteneği zayıf, sorgulama yeteneği köreltilmiş, birbirine karşı diş biletilmeye can atan toplumlar, dijital dünyadaki hileler için en ideal lab faresi vazifesi görüyorlar. Ülkeyi labirente, insanımızı beyaz lab faresine çevirenlerle sorunu olmayanlar hâlâ varoluşlarının temel kriteri olarak ezber ettikleri "düşmanlıklara" çalışıp duruyorlar, en çok ele geçirilerek felç edildikleri yer de burası oluyor. Harbiden "Biz adam olmayız"!

Bknz.  Bunları kamuya açık bir mecrada yazmak çok da matah bir şey değil ama insanı mecbur bırakıyor. Kendi pis tabiatlarını başkalarına mal etmeye çalışanları herkes görsün, herkes bilsin isterim. 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Binlerce kişiye gelir kapısı olarak sunulan taşeron troll piyasası

Küçük bir çocuğun bile onur ve haysiyetiyle oynayacak cibiliyetteki paramiliter çeteler ve kurumlardaki işbirlikçileri

Paralel Devlet Yapılanmasına çalışan Troll Ağları - Eski Bank Asya Çalışanı