Şu hayatta her şey politiktir, hele ki Türkiye'de yaşayan Alevi Kürt'lerdenseniz...
Niçin Alevi Kürt diyoruz; çünkü devletin ötekileştirdiği kesimlerin başında geliyoruz. Aleviliğimizi kirli zihniyetleriyle "mum söndü" diye millete öğreten, Kürtlüğümüzü "terörist" olarak fişleme kolaylığı sergileyen köhnemiş gerici devlet geleneğine sırtını yaslayan çetelerin işi gerçekten kolay.
Alis'e yönelik nitelikli itibar suikastında tuzağa düşürdükleri eşini uygunsuz hallere düşürüp baskı altına alıyorlar. Bu durumu ilk fark eden kesim Alis'in eşinin Samsunlu çevresi oluyor. Yavuz hırsızlar misali bu meseleden maddi kayıp vermeden kurnazca sıyrılmanın hesabını yapıyorlar. Zira, Alis'in babasının sicili belli. Büyük kızına eziyet ettiğini öğrenince büyük damadını vurup içerde yatmış bir adam... Cemaatle çıkar ilişkisi olan TMSF'nin Yozgat Kontenjanından Nagihan Gür ve ailesi de bu durumu kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyor: İhtiyacı olanı (kocayı) alıyorlar, Alis'i de akrep çukurundan farksız dijital çetelerin önüne yem diye atıyorlar. Adliye bunlarda, Emniyet bunlarda. Böylelikle Samsunlularla Yozgatlıların işbirliği başlıyor. Hedef ise Alis'i tamamen ekarte etmek, bu meseleden maddi manevi kârla çıkmak. Ahlaksızlığı gelenek edinmiş örgütlü bir güruh duruyor Alis'in karşısında. Hatta işi garantiye almak için Alis'in eski eşinin 1950'lerde Bitlis'te Albay olan rahmetli babasının dinci aşiretlerle geçmişten gelen hukukunu kullanıyorlar. Van-Bitlis aşiretlerine çalışan sosyal medya trolleriyle dijital çeteleri de devreye koyuyorlar. Kürt aşiret trollerini kadının üzerine salıyorlar. Yani, devleti sahiplenenler (Apoletli Statükocular ile Holdingleşerek palazlanan dini Cemaatçiler) en iyi bildikleri işi yapıyorlar: "iti ite kırdırıp" kenara çekiliyorlar... Hepsinin kaydı, kuydu, bağlantıları mevcut.
Fatih Kemal Altaylı'nın asker ve ulusalcı çevresiyle Nagihan Gür Altaylı'nın hem ulusalcı hem Gülen Cemaatiyle olan çıkar ilişkilerinden ortaya leş bir tezgah çıkıyor. Kendilerine yakıştırdıkları işlerden biz hicap duyduk. Bu kadar da sefillik olmaz ama...
via alismetamorphosis.blogspot
Alis'e yönelik nitelikli itibar suikastında tuzağa düşürdükleri eşini uygunsuz hallere düşürüp baskı altına alıyorlar. Bu durumu ilk fark eden kesim Alis'in eşinin Samsunlu çevresi oluyor. Yavuz hırsızlar misali bu meseleden maddi kayıp vermeden kurnazca sıyrılmanın hesabını yapıyorlar. Zira, Alis'in babasının sicili belli. Büyük kızına eziyet ettiğini öğrenince büyük damadını vurup içerde yatmış bir adam... Cemaatle çıkar ilişkisi olan TMSF'nin Yozgat Kontenjanından Nagihan Gür ve ailesi de bu durumu kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyor: İhtiyacı olanı (kocayı) alıyorlar, Alis'i de akrep çukurundan farksız dijital çetelerin önüne yem diye atıyorlar. Adliye bunlarda, Emniyet bunlarda. Böylelikle Samsunlularla Yozgatlıların işbirliği başlıyor. Hedef ise Alis'i tamamen ekarte etmek, bu meseleden maddi manevi kârla çıkmak. Ahlaksızlığı gelenek edinmiş örgütlü bir güruh duruyor Alis'in karşısında. Hatta işi garantiye almak için Alis'in eski eşinin 1950'lerde Bitlis'te Albay olan rahmetli babasının dinci aşiretlerle geçmişten gelen hukukunu kullanıyorlar. Van-Bitlis aşiretlerine çalışan sosyal medya trolleriyle dijital çeteleri de devreye koyuyorlar. Kürt aşiret trollerini kadının üzerine salıyorlar. Yani, devleti sahiplenenler (Apoletli Statükocular ile Holdingleşerek palazlanan dini Cemaatçiler) en iyi bildikleri işi yapıyorlar: "iti ite kırdırıp" kenara çekiliyorlar... Hepsinin kaydı, kuydu, bağlantıları mevcut.
Fatih Kemal Altaylı'nın asker ve ulusalcı çevresiyle Nagihan Gür Altaylı'nın hem ulusalcı hem Gülen Cemaatiyle olan çıkar ilişkilerinden ortaya leş bir tezgah çıkıyor. Kendilerine yakıştırdıkları işlerden biz hicap duyduk. Bu kadar da sefillik olmaz ama...
via alismetamorphosis.blogspot
Biz Aleviyiz ama kimsenin inanç tercihine de karışmayan bir kültürden geliriz
Hiç unutmuyorum.Yıl 2005. Oğlumun dünyaya geldiği yıl. O vakitler kayınvalidem gelmiş bize. Dini bütün bir kadındır. Büyük ablamın da Yahova Şahitlerine takıldığı yıllar. Bunların ikisi bir gün bizim evde. Baktım büyük ablam oturmuş kayınvalidenin önüne misyonerlik yapıyor. Kadıncağızda çık yok. Ablama kaş göz yapıyorum rahat bıraksın diye ama hiç oralı olmuyor. Ablamda bu konuda empati sıfır. Neyse, ablam Yahova Şahitliğini yaptı gitti. Bizim kayınvalidede bir sancı başladı ki sormayın. Kadıncağız kıvranıyor. Endişelenip hemen acile götürdük. Gaz sıkışması olmuş.
Ya işte. Oldum olası sevmem şu misyonerlik işini... Ne geldiyse başımıza bunlardan geldi. Arada kaldık ailece. Rahmetli babam çok söyledi ablama bırak bu misyonerlik işlerini diye ama adamın nefesi yetmedi. Bir tarafımızda ne idüğü meçhul misyonerler bir tarafımızda ırkçı/dinci faşistler. Arada sıkıştık kaldık.
Ya işte. Oldum olası sevmem şu misyonerlik işini... Ne geldiyse başımıza bunlardan geldi. Arada kaldık ailece. Rahmetli babam çok söyledi ablama bırak bu misyonerlik işlerini diye ama adamın nefesi yetmedi. Bir tarafımızda ne idüğü meçhul misyonerler bir tarafımızda ırkçı/dinci faşistler. Arada sıkıştık kaldık.