Manipulatif bilgi ve belge üreten sağ ve sol paramilitarizmin sinerjisi

Sağ veya sol siyâsi ilişki ağları üzerinden devşirdikleri gençleri aleyhimizdeki kirli tezgahların aparatı yapan güç odaklarıyla bir meselemiz var.

via alismetamorphosis.blogspot

SAĞ PARAMİLİTARİZMİ SOL PARAMİLİTARİZME BAĞLAYAN İLGİNÇ İLİŞKİ AĞLARI

On yıldır sosyal medyada ruhunu şeytana satmış bir zihniyetin kumanda ettiği kurumsal arka planı olan profesyonel dikkat çeldirmeleri, sistematik hale gelen oyun ve tezgahları açığa çıkarmak için mücadele ediyorum. Derinliği ve çapı her geçen gün artan çıkar gruplarının organize saldırıları karşısında adeta bir savaş veriyorum.

Kurumlara uzanan nitelikli iftira düzeneklerinde milliyetçi muhafazakar networklerle sınırlı kalmadılar. Kadıköy'ün, Taksim'ın "hızlı solcu" camiasında da hatırı sayılır bir kara propaganda yürüttüler. 

Yıllardır hemen her girdiğim çevrede haddini aşan tuhaf insanların birbirinin neredeyse aynı seviyesiz hal ve tavırlarıyla, önü arkası olmayan yargılarıyla karşılaşıyorum. Aralarında "bu kadın şizofren" diye beni parmakla işaret eden gazeteci mi ararsınız (İpek Özbey*), uzaktan kumanda "şizofren, bipolar, alzemer" teşhislerini arka arkaya sıralayan psikolog/psikiyatr tayfası mı ararsınız, ortalık sorgusuz sualsiz her şeye teşne olan insandan geçilmiyor. Sağ ve sol para militer çetelerin çapraz espiyonaj faaliyetlerinde bu tür insanları tespit etmekte ve işlevsel hale getirmekte hiç zorlanmadıkları anlaşılıyor.  

GENÇLERİ KANDIRIP ALEYHİMİZDEKİ TEZGAHLARDA KULLANIYORLAR

Müesses nizamın dizayn ettiği saldırılarda Alevi ve Kürt gençlerini kendi toplumlarına  karşı kurulan düzeneklerde kullanacak kadar tecrübeli ve "derin" bir düşmanlık örneği sergiliyorlar. Sağ ve sol paramiliter çetelerin akran ve siber zorbalıklarına maruz kalan çok sayıda çocuk var. Kumanda masalarında  "Sahipsiz" gördükleri gençleri, kadınları, çocukları organize suçların hem faili hem mağduru haline getiriyorlar. 

HAYATIMDA HİÇ GÖRMEDİĞİM, TANIMADIĞIM İNSANLARI TROLLEYEREK BENİ VE AİLEMİ HEDEF GÖSTEREN MÜESSES NİZAMIN SAĞLI SOLLU KURGU VE KUMANDA MASALARI

Sosyal medyada herkese açık paylaşımlarda beni hedef gösterenlerin koordine hareket ettikerini 2016'ın ilk aylarında fark ettim. O güne kadar daha ziyade örtük biçimde ve münferit girişimlerle yapılan kara propaganda ve itibarsızlaştırma faaliyetleri, o tarihten sonra profesyonel bir çete tarafından açıktan yapılmaya başlandı. Beni zan altında bırakan yazışma ve paylaşımların olduğunu gösteren uygunsuz geri bildirimler ardı ardına geliyordu: Bknz - "Jigolo mu arıyorsun" diyecek kadar arsızlaşan tayfa"

Aşağıda örnek olarak paylaştığım caps'te biri Diyarbakırlı jigolodan bahsediyor, bir diğeri 'ruh hastası karı' diyor, alkolik olduğumu yazan var, biri kaytan bıyıklarına aşık olduğumu yazıyor, deli saçması imajlarla beni fotoğrafımı ve hesabımı paylaşarak twitter'da hedef gösteriyor. İlk fırsatta bu izaha muhtaç düşmanlıklarının nedenini kendilerine sordum. Benimle ne gibi bir sorunları olduğunu, niçin aleyhimde algı yürüttüklerini öğrenmek istedim. Ancak doğru düzgün yanıt almak yerine bilmediğim bir kin ve nefretle karşılaştım. Kara mizah olarak gördüğüm bu tavırları zaman zaman kontrataklarla karikatirüze ettim. Ne var ki meselenin ciddiyeti zaman içerisinde ortaya çıktı. Aleyhimdeki kara propagandayı sağ ve sol çevrelerde eş zamanlı olarak başlatan "ASIL KUMANDA MASALARI"nın çapraz saldırılarının hedefindeydim. 

En temel anayasal haklarımın ve hatta can güvenliğimin yok sayıldığı sağlı sollu organize saldırılarda beni zan altında bırakmaya programlı manipulatif bilgi ve belge üretimi bitmek bilmedi. Kurulan profesyonel tezgahlarla olası bir nefret suçu/saldırısı neticesinde ortadan kaldırılmamın hesabı yapıldı. İtibarsızlaştırılmamdan ve hikayesi önceden yazılmış şaibeli bir ölümle ortadan kaldırılmamdan maddi manevi çıkar gözeten kişiler, - TMSF avukatlarından Nagihan Gür Altaylı ve Fatih Kemal Altaylı - 2017'de hukuk yollu yıldırma saldırılarının startını verdiler. Sistematik hale getirdikleri nitelikli iftira düzeneklerinde Yargı ve Emniyetteki güç ilişkilerini devreye koydular. Velayet davasıyla eş zamanlı olarak Blog yazılarımın "hakaret" gerekçesi yapıldığı dava ve soruşturmaları kendilerine çalışan kişi ve adreslere yönlendirerek yargı kararlarını manipule ettiler. Çocuk istismarcısı cehennem kaçkını cetelerin telkinleriyle verilen yargı kararları neticesinde telafisi imkansız yıkımlara sebep oldular. 

Yaşananlar Kurumsal ayağı olan SİSTEMLİ BİR TROLL SALDIRISIDIR. Sağ ve sol paramiliter siber çetelerin ana kumanda masaları tek. Dijital dünyadaki gelişmeye bağlı olarak daha sofistike araçlarla  saldırılarını sürdürüyorlar. Casus yazılımlarla telefonları ele geçiriyorlar, hesaplara sızıyolar, dijital verilerle oynuyorlar. Adınıza yayın ve paylaşımlar yapıyorlar. Konut dokunulmazlığını ellerini kollarını sağlayarak ihlal ediyorlar. Otomasyona bağladıkları manipulatif bilgi ve belgeleri gittiğiniz her yere servis ederek yaşam alanlarınızı gasp ediyorlar. Arz/taleple işleyen itibarsızlaştırma pazarında bu işlerden maddi manevi kazanç elde eden üçüncü şahıslar, organize suç ağlarıyla koordine hareket ettiklerinden suçun bilfiil ortağı oluyorlar.

(* Kendisini o vakitler ekran yüzü olmadığı için tanımıyordum. Olay, Ekim 2015'te Taylan Kulaçoğlu'nun Taksim'deki mekanının önünde yaşandı. Bunu bana aktaran şahitler de var. Çok ilginçtir, 2014 Aralık ayında yine Beyoğlu'nda yolum İpek Özbey'le kesişmiş. Özbey, Savaş'la buluştuğumuz kafede de izaha muhtaç ilginç anekdotlara imza atmıştı. Elle işaret edip Savaş'ı iki defa yanına çağırmıştı. Niçin çağırdığını bilmiyorum. Savaş'a kadının kim olduğunu sorduğumda, Sözcü gazetesi yazarı dediğini hatırlıyorum.) 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Binlerce kişiye gelir kapısı olarak sunulan taşeron troll piyasası

Akran ve siber zorbalıklarıyla çocukları kullanarak evlerin içine sızıyorlar

Film yapımcısı gibi çalışan kurgu ekipleri ve troll ağları