Aziz Nesin toplumcu gerçekçiliği asla elden bırakmayan bir halk aşığıydı
Kültürümüzde bile vardır: Çocuğu severken ufaktan döveriz. Nazar değmesin diye "tü tü " deriz. Kendi çocuğumuzu bile eşek oğlu eşek diye severiz... Aziz Nesin de çok sevdiği halkına ona zarar veren çıkarcıları görmeleri için şok etkisi yaratmaktan ve vurucu sözler söylemekten hiç vazgeçmedi. Nur içinde yatsın. Nesin'in en büyük hatası sanırım, asgari muhakeme yeteneğinden yoksun kitleleri silkeleyip kendine getirmek için bolca ironiye başvurması oldu. Onu da anlamadılar...
Toplumcu Gerçekçi Edebiyatın Özellikleri nedir?
- Toplumcu gerçekçi edebiyat, halkçılık, köycülük kavramları ile hümanist bir düşünce etrafında şekillenen bir edebiyattır.
- Toplumcu gerçekçi anlayışın ekseninde "insan, toplum ve üretim ilişkileri" vardır.
- Toplum için sanat anlayışı vardır.
- Sanatkâr toplumun ruh mühendisidir.
- Toplumcu gerçekçi edebiyat eğitsel bir işlevle yüklüdür. Sosyalist bireyin geliştirilmesi bu edebiyatın ana amacıdır.
- Toplumcu gerçekçi edebiyat, programa dayalı ve tezi olan bir edebiyattır.
- Toplumcu gerçekçi edebiyata iyimser bir bakış açısı egemendir.
- Toplumcu gerçekçi edebiyatta insanı belirleyen en temel öge kollektivizmdir.
Toplumcu Gerçekçi akımının etkisiyle eserler veren sanatçılar, yazarlar bir noktada İNSANA dair bazı şeyleri ıskaladılar... İnsanı ve toplumu üretim ilişkileri belirler. Üretimden gelen güçleri elinden alınan kitleler, güdülecek koyun mertebesine düşerler. Dünyanın hali tam olarak budur. Ne var ki İNSAN kendi özünde sınıflar üstü de bir varlıktır. Sadece maddi dünya düzleminde ele alınacak bir "İNSAN" anlayışı yetersiz kalır. İnsanın maneviyata da ihtiyacı vardır. Ve o maneviyatın en güçlü olduğu alanın gerçek hayattaki karşılığı dindir, en çok istismar edildiği yer de dindir. Din, inanç insanlara hayat karmaşasında doğruyu, güzeli göstermek için rehberlik eder. Özünde hiçbir din kötülüğü, açgözlülüğü, sömürüyü övmez. İnsanlar dinleri kullanarak kötülüğü yayarlar. Belki de Sosyalist yazın çevrelerinin en büyük çelişkisi bunu kitlelere aktaramamış olmasıdır. "Din karşıtlığı" olgusu üzerinden yara almalarının nedeni de budur.
