"Hipnoz tekniğiyle bir intihar bombacısı yetiştirilebilir"
İnternetin yaygın hale gelmesiyle birlikte yapay zeka algoritmalarıyla desteklenen sanal hipnoz ve subliminal yönlendirme araçları yaşamımızın bir parçası oldu. Psiko-siber teknikler yedisinden yetmişine tüm toplum üzerinde kontrolsüz biçimde uygulanıyor.
Bilim, insanlığa ve doğaya hizmet ettiği sürece kıymetlidir
Bilimin etik kurallarını sorgulayan mekanizmalar bulunmadığından, her şey daha fazla para kazanmaya odaklı yapılıyor. Psikolojik yönlendirmeler klasik reklam anlayışının ötesine geçerek algoritmalarla otomasyona bağlanıyor. Zihinleri kolay iğdiş edilen çocuklar kontrolsüz yönlendirmelerin ve reklam dünyasının hedef kitlesi haline geliyor. Çocukların algı biçimleri nihai hedeflerine henüz tam vakıf olmadığımız güç odakları tarafından şekillendiriliyor.
İnsana salt tüketici mantığıyla bakan şirketlere ya da yasa ve ahlak dışı düzeneklerden devasa bir piyasa inşa eden çağa uyarlanmış suç yapılanmalarına karşı çocukları koruyacak mekanizmalar henüz yok. Bu mekanizmaların inşasıyla birlikte toplumda bir bilincin oluşturulması gerekiyor. Zira algoritmalarla desteklenen ileri psikolojik teknikler, manipulatif bilgi ve belgelerle yapılan yönlendirmeler tahmin edilenin ötesinde kalıcı tahribatlara yol açıyor.
İnternet dünyasına doğan Z kuşağı negatif etkilere maruz kalan ilk jenerason. Şimdilerde yaşları 30'lara yaklaşan bu ilk gruplar, ülke sınırlarını aşan siber suç yapılanmaları ve yerellerdeki işbirlikçilerle birlikte devasa bir network oluşturmuş durumdalar. Üst-orta sınıf ailelerin çocukları başta olmak üzere, her yere sızmanın aracı olarak bu gençleri kullanıyorlar. Kişi ve grupların hedef haline getirildiği tezgahlarda yine bu gençlerden oluşan networklerin düğmesine basıyorlar. Ergenlik çağlarından itibaren siber çetelerin "ödül/suça ortak etme/tehdit-şantaj" döngüsüne çekilen koskoca bir jenerasyon. Toplumun her kademesine yerleştirilen yetişkin birer çete üyesi işlevi görüyorlar. Bylock'u misliyle aşan networkler üzerinden emniyette, yargıda, hastanelerde, tapu kadastroda, telekom şirketlerinde ve daha birçok alanda kolayca koordine olabiliyorlar. Bu örgütlü yapılanmaya dair fazlasıyla kanıt var. Klasik kadrolaşmanın bir üst modeli. Bir çocuğun mahkeme dosyasına giren (Anadolu 19.Aile) zehirlenme acil kaydı dahil geriye dönük tüm hastane kayıtlarını anında hastanenin sisteminden (Kozyatağı Yeditepe Üniversite Hastanesi) silecek kadar organizeler. Yargı birimlerinin re'sen soruşturma yapmasının önüne geçecek ve yargı kararlarını anne ve çocuk aleyhinde manipule edecek kadrolara sahipler.
PSİKO-SİBER YÖNTEMLERLE KANDIRILIP KORKUTULUP SİNDİRİLEREK ORGANİZE SUÇLARA YÖNLENDİRİLEN ÇOCUKLAR VAR
Art niyetli güç odaklarının ve ulus-aşırı siber çetelerin çocuklara ve gençlere yapabileceği kötülüğün sınırı yok. Bununla ilgili fazlasıyla veri olmasına rağmen güvenlik birimleri, eğitim ve yargı kadroları yeterli donanıma sahip olmadıklarından kurumlardaki çete işbirlikçilerinin oyununa geliyorlar.
"Hipnoz tekniğiyle bir intihar bombacısı yetiştirilebilir"
Toplumu kutuplaştıran siyaset dili ve derinleşen fay hatları, farklı güç odaklarının örtük savaşını da beraberinde getiriyor. Ebeveyn denetiminin zayıf olduğu ev ortamlarındaki çocuk ve gençleri tabiri caizse Pavlov'un köpeği gibi şartlandıran güç odakları var. Öyle ki bu çocukları istismarcılarının suç ortağı haline getirerek ömür boyu onlara tabi kılan zincirleme istismarlar kendi habitatını kurmuş durumda. Çağın dijital teknolojileri bu örtük savaşın görünür olmasını engelliyor.
Psikoterapi Enstitüsü sahibi Tahir Özakkaş, basına verdiği bir demeçte, "hipnoz tekniğiyle bir intihar bombacısının yetiştirilebileceğini" söylüyor. Hal bu iken ülkede hipnoz eğitimi veren kurumların ve psikoterapi enstitülerinden eğitim alanların faaliyetleri adli makamlarca titizlikle takip edilmiyor. Zira çocukları meydan okuma liste görevleriyle* kendi yörüngelerine çeken ve onları çetelerin direktiflerine açık hale getiren süpervizörlere akıl hocalığı yapan uzman psikolog/psikiyatr kadroların olduğu muhakkak!
(*) Çocuklara meydan okuma liste görevleri verilen oyun görünümlü tuzakları ve yaygın hale gelen akran ve siber zorbalıkları son birkaç yıldır basına yansıyan haberlerden biliniyor. Ancak daha fazla bilgiye ihtiyacımız var. Çocukları cezasızlık zırhı olarak kullanan suç yapılanmalarının mahkemeleri, emniyeti, istihbaratı manipüle edebilecek gücü nereden bulduklarının sorgulanması gerekiyor.
